Müzekkin Nüfus, Osmanlı döneminde Kadiriyye tarikatının Eşrefiyye kolunun kurucu mutasavvıfı Eşrefoğlu Rûmî tarafından yazılmış (1448) kitabın adıdır.

Müzekkin Nüfus, Osmanlı döneminde Kadiriyye tarikatının Eşrefiyye kolunun kurucu mutasavvıfı Eşrefoğlu Rûmî tarafından yazılmış (1448) kitabın adıdır. "Nefislerin temizliği - Nefisleri temizleyen" anlamına geliyor. İstanbul'un Fethi'nden 5 yıl öncesi yazılan bu kitap yakın zamanlara gelene kadar pek çok hacı hoca, vaiz olarak bilinenler tarafından ana kaynaklar arasında sayılır, sohbetlerini bu kitaptan hikayelerle süslerlerdi. Şimdilerde pek rağbet edildiğini sanmıyorum. Düşünsenize ta Fatih Sultan Mehmet dönemlerinden beri nice nesiller Müzekkin Nüfus, El İbriz, Tenbih'ul Gafilin Bustan'ül Arifin, Delaili Hayrat (Kara Davut) gibi kitaplardan beslendiler. Daha açık ifadeyle aynı zamanda zehirlendiler de!
Şöyle yani:

Saydığım ve saymadığım bu türden tasavvuf tarikat kitaplarında Kur'an'ın onayından geçmiş Hadislerle birebir uyumlu nice hikayeler, rivayetler bulabilirsiniz. Olmasaydı zaten kimse eline almazdı. Gel gör ki Kitabullah'la Resulullah'la taban tabana zıt nice masallar, hurafeler, menkıbeler de sahih olanlarıyla iç içedir bu türden kitaplarda.
Kendisini herhangi bir tarikata yakın bulan ihvanlar, dervişler şimdi bana köpürmeye başlamıştır. Varsın köpürsünler! Aşağıda vereceğim örneği okusunlar, sonra köpürmeye kaynamaya devam etsinler sıkıntı yok. Kimbilir belki içlerinden insaflı olan, niyeti gerçekten nefsini temizleme amacı taşıyanlar da çıkabilir bunlardan. Aşağıdaki masalla ayetleri karşı karşıya görünce bakarsınız doğruya teslim olabilir. Olur mu olur! Kalpleri çeviren O değil mi?
Önce masalımızı okuyalım sonra birkaç sözüm olacak:

"Peygamber efendimiz son demlerinde mübarek hırkalarını Üveys'ül Karani'ye (Veysel Karanî) verilmesini vasiyyet buyurdular. Hz. Ömer ve Hz. Ali Üveys'e götürdüler. Baktılar ki bir su kenarında yarı kazmış ve kendisine in yapmış, halktan gizlenmiş orada ibadet ediyor. Kendisine mübarek hırkayı takdim ettiler.
Üveys'ül Karani "siz burada durun" diyerek hırkayı aldı bir halvet yere vardı, başını secdeye koydu:
- "İlahî, bu mübarek hırkayı senin Habibin bana vasiyet eylemiş, giysin de ümmetimi senden dilesin demiş. Ya İlahî, Hz. Muhammed ümmetini bağışlamadıkça ben bu hırkayı giymem!"
Ve böylece uzun uzun yalvarırken Ömer ve Ali fazla sabredemediler ve halvet odasına daldılar.
- "Ya Üveys bize haber ver, kaldır başını secdeden, hal nice oldu? dediler ????
Üveys'ül Karani başını secdeden kaldırdı:
"Ümmetin âsilerinden üç bölüğünü bağışlattım(!) Son bir bölümü kalmıştı (tam onları da kurtaracakken ???? ) sizler girdiniz!" dedi. ????
Sonra hırkayı giydi."

(Müzekkin Nüfus - Salah Bilici Baskısı 1983)

Nası hikaye ama?
Üveys hazretleri âsi müminlerin dörtte üçünü kurtarmış(!) Tam dörtte dört yapacakken Hz. Ömer ve Hz. Ali pişmiş aşa su katmışlar? ????

Şimdi sormazlar mı insana:

İyi güzel de sayın Veysel Karani Hazretleri! Bırak Ümmet-i Muhammed'i falan, kendi yerin garanti mi? Nerden aldın kurtuluş beratını?
.
أَتَّخَذْتُمْ عِندَ اللّهِ عَهْدًا
.
"Allah'tan bu konuda söz mü aldınız?" (Bakara 80)

Değerli dostlar, her şeyden önce şunu bileceğiz:

Hiçbir mü'min Allah katında kendi durumunun ne olduğundan asla emin olamaz. Hatta cehennemlik olma ihtimaline karşı daima ürperir, hem korkuyla hem umutla Rabbine dua eder durur. (Secde 32/16) Müslüman olmak böyledir işte. Bırakın şu saçma sapan kurtarma masalını da okuyun bakam Kitabullah'ı:

وَالَّذِينَ هُم مِّنْ عَذَابِ رَبِّهِم مُّشْفِقُونَ. إِنَّ عَذَابَ رَبِّهِمْ غَيْرُ مَأْمُونٍ

"Onlar (mü'minler) Rablerinin azabından korkarlar. Rablerinin AZABINDAN EMİN OLUNAMAZ!" (Meariç 70/27,28)

Bırakınız Veysel Karani'yi, Resulullah (as) dahi kendisine nasıl muamele edilecek bilmezdi. Kızı da dahil hiç kimseye böyle bir garanti de vermedi, veremezdi de:

وَمَا أَدْرِي مَا يُفْعَلُ بِي وَلَا بِكُمْ

"Bana ve size ne yapılacak bilmiyorum" de. (Ahkaf 46/9)

Elbette Rabbimizin affını, mağfiretini umut edeceğiz, ama ne kendimize ne başkalarına hiçbir kurtuluş beratı, garanti belgesi veremeyiz. Mümkün değil bu. Haddimizi bileceğiz yani.

İşte böyle derviş! Kur'an geldi mi bütün masallar anında çöp tenekesine gidiveriyor gördün. (Tabi gördüysen!)

Hz. Ömer ve Hz. Ali'nin Veysel Karani karşısında nasıl da konu mankeni yapıldıklarına, 2. sınıf muamelesi gördüklerine falan girecek değilim, mevzu uzar gider.

İyi niyetle(!) uydurulmuş bu tür masallardan ve masalcılardan uzak durun. "Cehenneme giden yol, iyi niyet taşlarıyla döşelidir!"

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)