Mevlâna, Mesnevi'de çirkin sesli bir müezzin hikâyesi anlatır.

Bir mahalle camiinin sesi çok çirkin ve ezanı olabilecek en kötü şekilde okuyan bir müezzini vardır. Mahalledeki Müslümanlar da durumun farkındadır ama yanlış anlaşılma korkusuyla hiç kimse sesini çıkarmamakta ve çirkin sesli müezzin günde beş kez ezan okumaya devam etmektedir.

Bir gün mahallede oturan gayrimüslimlerden biri eli kolu eşyalarla dolu olarak camiye gelir. Müezzinle görüşmek istediğini söyler. Müezzin gelir, gayrimüslim onun boynuna sarılır, "çok teşekkürler, çok teşekkürler" diyerek elindeki hediyeleri verir.

Gayrimüslim geri dönerken çevredeki insanlar ardından koşarlar, yanına gelip "hele dur biraz" derler. Tabii ki bu olayın nedenini merak ermektedirler. Gayrimüslim anlatır:

"Benim büyük kızım bir süre önce bazı kitaplar okudu ve bana Müslümanlığa geçmek istediğini söyledi. Ben de biraz beklemesini, geçmeden önce tam bir değerlendirme yapmasını söyleyip zaman kazanmaya çalıştım. Kızım sözümü dinledi ve düşünmeye devam ederken mahallenin camiine bu müezzin geldi.

O kadar çirkin bir sesi var ve ezanı o kadar kötü okuyor ki, kızım dün bana Müslüman olmaktan vazgeçtiğini söyledi. Ben de onun için bu müezzine teşekküre geldim ve hediyeler getirdim."

Kaynak: Mesnevi Òyküleri sh163-Timas yayinları

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)