Mescidler yeryüzünün cennetleridir

1- “Her kim Allah rızası için bir mescit inşa ederse, Allah Teâlâ da ona cennette bir köşk inşa eder.” (İbni Mace, el-Mesâcid ve’l-Cemâât, 1)

2- “Sizden biriniz, abdestini bozmadan namaz kıldığı yerde oturduğu müddetçe, melekler kendisine: Allahım, onu bağışla, ona rahmet et, diye dua ederler.” (Buhârî, Ezan 36)

3- “Biriniz farz namazını mescidde kıldığı zaman, o namazından evine de bir pay ayırsın (sünnet ve nafileleri evde kılsın). Zira Allah Teâlâ bu namaz sebebiyle evinde de bir hayır yaratır.” (Müslim, Müsâfirîn 210)

“Mescitlere devam etmeyi alışkanlık haline getiren bir adamı gördüğünüz zaman, onun gerçek mümin olduğuna şahitlik ediniz”. (İbni Mace, Mesâcid 19)

-“Bir kimsenin mescide olan ilgisini görürseniz, onun mü’min olduğuna şahitlik edin, zira Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor: “Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a ve ahiret gününe inananlar imar ederler.” (Tirmizi, Tefsir 2)

4- “Şüphesiz namazdan en çok sevap kazanacak insanlar, uzak mesafelerden camiye yürüyerek gelenlerdir. (Buhârî, Ezan 31)

-“Allah’ın kendisiyle hataları örtüp, sevapları artırdığı şeyi (ameli) size göstereyim mi?” Ashap: “Evet buyurun Rasulallah”. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.v): “O amel, zahmetli durumlarda bile abdesti tam almak, mescitlere çok adım atmak (uzak yerlerden de olsa gitmek) ve namazdan sonra diğer namazı beklemektir.” (Ibn Mace, Mesâcid 19)

5- “Müslüman bir kimse, namaz ve zikir için mescidi vatan edindiğinde (çok gitmeyi alışkanlık haline getirdiğinde) Allah’ın onun bu halinden duyduğu SEVİNÇ, tıpkı gurbette adamı olan kimselerin, onun yanlarına dönmesiyle (ona kavuşmaktan dolayı) duydukları sevinç gibidir.” (İbn Mace, Mesâcid, 19)

6- "Birinizin hanımı mescide gitmek için izin isterse ona mani olmasın (izin versin.” (Buhârî, Nikâh 116)

7- “Beldelerin Allah’a en sevimli yerleri mescitlerdir. Beldelerin Allah’a en sevimsiz yerleri de çarşı ve pazarlardır (çünkü oralarda aldatma ve yalan bulunur).” (Müslim Mesacid, 288)

8- “Kim sarımsak veya soğan yerse bizden uzak dursun -veya mescidimizden uzak dursun- evinde otursun. (Buhârî, Et’ime 49)

9- “Bir adam mescidde kaybettiği bir şeyi ilan etti ve: “Kim kızıl deveyi gördü?” dedi. Bunu işiten Peygamberimiz (s.a.v); “(Böyle yaparsan) bulamazsın! Mescitler ne için inşa edildiyse onun için vardır (gayesinden başka maksatla kullanılmaz)!” buyurdular.” (Müslim, Mesâcid 80)

10- Asr-ı Saadet’te Mescidi Nebevi’yi devamlı olarak süpüren/temizleyen zenci bir kadın vardı. Bir ara Rasulullah (s.a.v) onu görmedi. Merak ederek sordu. Sahabiler “öldü” dediler. Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.v); “Bana haber vermeniz gerekmez miydi?” diye buyurdu. Peygamberimiz (s.a.v), bu durumdan hoşlanmadı ve “Bana kabrini gösterin” dedi. Sahabe O’na kadının kabrini gösterdi. Rasulullah o kadının kabri üzerine cenaze namazı kıldı ve dua etti. (Buhârî, Salât, 72, Cenaiz, 66)

-“Ümmetimin ücreti bana arzedilip gösterildi. Öyle ki mescidden çıkarılıp atılan bir çerçöpün sevabını bile gördüm. Ümmetimin günahı da bana arzedil(ip gösteril)di. Kişiye Kur'an'dan kendine gelen sure veya ayeti unutmasından daha büyük bir günah görmedim." (Ebu Davud, Salat 16, (461); Tirmizî, Fezailu'l-Kur'an 19, (2917))

11- “Cemaatle kılınan namaz, tek başına kılınan namazdan yirmi yedi derece daha faziletlidir.” (Buhârî, Ezân 30; Müslim, Mesâcid 249. Ayrıca bk. Nesâî, İmâmet 42; İbni Mâce, Mesâcid 16)

-“Bir kimsenin cemaatle kıldığı namazın sevabı, evinde ve çarşı pazarda kıldığı namazdan yirmi beş kat daha fazladır. O kimse abdestini güzelce alıp, sonra sadece namaz kılmak maksadıyla mescide giderse attığı her adım sebebiyle bir derece yükseltilir, bir hatası da silinir. Namazını kıldıktan sonra abdestini bozmadan namaz kıldığı yerde kaldığı müddetçe, melekler ona: Allahım! Ona rahmetinle muamele et, ona acı! diyerek dua etmeye devam ederler. O kimse namazı beklediği sürece namazda gibidir (o sevabı alır).” (Buhârî, Ezân 30; Müslim, Mesâcid 272. Ayrıca bk. Buhârî, Salât 87, Büyû‘ 49; Ebû Dâvûd, Salât 48; İbni Mâce, Tahâret 6, Mesâcid 14)

12- Hz. Peygamber’e (s.a.v) âmâ bir adam gelip: Yâ Resûlallah! Beni mescide götürecek bir kimsem yok, diyerek namazı evinde kılabilmek için Resûlullah’dan kendisine müsaade etmesini istedi. Peygamberimiz de müsaade etti. Âmâ dönüp giderken Rasulullah (s.a.v) onu çağırarak: “Sen namaz için ezan okunduğunu işitiyor musun?” diye sordu. Âmâ. Evet, cevabını verdi. Hz. Peygamber (s.a.v); “O halde davete icâbet et, cemaate gel” buyurdular. (Müslim, Mesâcid 255. Ayrıca bk. Nesâî, İmâmet 50)

13- “Bir köyde/kırsalda üç kişi bulunur da namazı cemaatle kılmazlarsa, şeytan onları kuşatıp yener. Cemaate devam ediniz. Sürüden ayrılanı kurt yer.” (Ebû Dâvûd, Salât 46. Ayrıca bk. Nesâî, İmâmet 48)

-“Bir köy veya kırda üç kişi birlikte bulunur da namazı aralarında cemaatle kılmazlarsa, şeytan onları kuşatıp yener. Şu halde cemaate devam ediniz. Muhakkak ki sürüden ayrılan koyunu kurt yer” buyururken işittim. (Ebû Dâvûd, Salât 46. Ayrıca bk. Nesâî, İmâmet 48) 

14- “Yatsı namazını cemaatle kılan kişi, gece yarısına kadar namaz kılmış gibi olur. Sabah namazını cemaatle kılan kimse ise bütün gece namaz kılmış gibi olur.” (Müslim, Mesâcid 260)

15- “Insanlar yatsı namazı ile sabah namazındaki fazilet ve sevabı bilselerdi, emekleyerek bile olsa mutlaka camiye, cemaate gelirlerdi.” (Buhârî, Ezân 9, 32; Müslim, Salât 129. Ayrıca bk. Tirmizî, Mevâkît 52; Nesâî, Mevâkît 22, Ezân 31)

16- “Kişinin bir başka kişi ile birlikte kıldığı namaz tek başına kıldığı namazdan, iki kişi ile birlikte kıldığı namaz bir kişi ile birlikte kıldığı namazdan daha sevaptır. Cemaat ne kadar çok olursa bu namaz Allah’a o nispette sevimlidir.” (Ebu Dâvûd, Salât, 47)

17- Her kim namaz için güzelce abdest alır; sonra farz namazı kılmak için camiye gider ve cemaatle kılarsa Allah o kimsenin günahlarını affeder.”(Müslim, Tahâre, 13)

18- “Karanlıklarda mescitlere/camilere yürüyenleri, kıyamet gününde tam bir nûr ile müjdele.” (Ebû Dâvûd, Salât, 49)

19- “Yedi sınıf insan, Allah’ın (Arş’ının) gölgesinden başka hiçbir gölgenin bulunmayacağı kıyamet gününde onun gölgesinde gölgelenecektir: Adaletli yönetici, Allah’a kulluk üzere yetişen genç, kalbi mescitlere bağlı olan kimseler…” (Müslim, Zekât, 91)

20- “(Cemaatle kılınan) namazın bir rek’atına yetişen, cemaatle namaza yetişmiş olur.”(Mâlik, Muvatta, Vukûti’s-Salât, 3)

21- “Kim sabah namazını cemaatle kılarsa Allah’ın koruması altına girmiş demektir. Öyle ise Allah’ın korumasını bozmayın (sabah namazına devam edin).” (Tirmizî, Salât, 51)

22- Kim Allah’ın rızasını kazanmak için kırk gün ilk tekbire yetişecek şekilde (herhangi bir mescidde) cemaate devam ederse, o kimseye birisi ateşten, diğeri münafıklıktan olmak üzere iki berat (kurtuluş) yazılır.” (Tirmizî, Salât, 64)

23- “Biriniz mescide geldiği zaman oturmadan önce, (Tahıyyatü’l-mescit denilen) iki rek’at namaz kılsın.” (Ebû Dâvûd, Salât, 19)

24- “Namaz için çağrıldığınızda yürüyerek ve sükûnetle gelin! Yetişebildiğiniz kadarını (imamla) kılın, kaçırdığınızı da (kendiniz) tamamlayın!” (Buhârî, Ezân, 20, 21, 23)

25- Biriniz camiye girdiğinde; “Allah’ım, bana rahmetinin kapılarını aç” desin, (oradan) çıktığında ise “Allah’ım, ben senden, lütfunu istiyorum” desin. (Dârimî, İsti’zân, 56)

26- “Herhangi bir cemaat camilerin birinde toplanıp Kur’an okur ve onu aralarında müzakere ederlerse, onların üzerine sekinet (huzur) iner; onları rahmet kaplar, melekler kuşatır ve Allah kendi nezdindeki meleklere onlardan bahseder.” (Müslim, Zikir, 38)

27- “İnsanlar, ezân okumanın ve ilk safta durmanın ne denli faziletli olduğunu bilseler ve bunlara nâil olmak için başka çare bulamasalardı mutlaka aralarında kur’a çekerlerdi. Namaza erken gitmenin ne kadar faziletli olduğunu bilselerdi, bu hususta mutlaka yarış ederlerdi. Yatsı ile sabah namazlarının faziletini bilselerdi onlara emekleyerek dahi olsa giderlerdi.” (Müslim, Salât, 129)

28- “Saflarınızı düzgün tutun, çünkü safların düzgün olması namazın kemalindendir.” (Ebû Dâvûd, Salât, 94)

29- Eğer namaz kılanın önünden geçen kişi, bunun vebalini bilse, tam kırk (gün, yıl) beklemesi, onun önünden geçmesinden daha hayırlı olurdu.”

(Buhârî, Salât, 101)

30- “Kim Ezânı dinlerken şöyle dua ederse kıyamet günü şefaatim helal olur: “Ey bu tam davetin ve kılınacak namazın Rabbi olan Allahım! Muhammed (s.a.v)’e vesile ve fazilet ver. Ve onu vaat ettiğin övülmüş makama iletiver.” (Buhârî, Ezân, 8)

31- “Biriniz halka namaz kıldırdığında hafif kıldırsın! Çünkü onların içinde zayıf, hasta ve yaşlı olanlar vardır. Tek başına kıldığında ise namazını dilediği kadar uzatsın.” (Buhârî, Ezân, 62)

32- “İmam “Âmîn” dediği zaman, siz de “Âmîn” deyin. Zira kimin “Âmîn” demesi, meleklerin “Âmîn” demesine denk gelirse, geçmiş günâhları bağışlanır.” (Buhârî, Ezân, 111)

33- “İmamı (safın önüne ve) ortaya durdurun, (safta bulunan) boşlukları da doldurun.” (Ebû Dâvûd, Salât, 98)

34- “Rasûlullah (s.a.v) namazda iken annesiyle beraber bulunan çocuğun ağlayışını işitince hafif yahut kısa bir sûre okurdu.” (Müslim, Salât, 191)

35- “İnsanlara Allah’ın Kitabını en iyi okuyan namaz kıldırır. Şayet kıraatte eşit iseler, sünneti (fıkhı) en iyi bilen kıldırır…” (Tirmizî, Salât, 60)

36- “İmamlar sorumlu; müezzinler güvenilir kimselerdir. Allah, imamlara doğru yolu göstersin, müezzinleri de bağışlasın.” (Şafıî, Müsned, No: 126, I.33)

37- “Müezzinler, kıyamet günü boy/unları en uzun insanlardır. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 98)

38- “Müezzin, sesi ulaşacağı yer kadar (günahı olsa da) bağışlanır. Sesini duyan yaş ve kuru her şey ona şahitlik eder. Cemaatle namazda bulunan kişiye yirmi beş hasene yazılır ve iki namaz arasındaki (küçük) günahları silinir.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, II-411)

39- “Ezânı duyduğunuz zaman siz de müezzinin dediğini deyin.” (Müslim, Salât, 10)

40- “İmam, ancak kendisine uyulan kimsedir. Öyleyse onun yaptıklarına aykırı davranmayın. O tekbir getirdiğinde, siz de tekbir getirin; o rükû ettiğinde siz de rükû edin. O “Semia’llâhu limen hamideh (Allah kendisine hamd edeni işitir)” dediğinde siz: “Allâhümme Rabbenâ leke’l-hamd (Rabbimiz olan Allahım! Hamd sanadır) deyin. O secde ettiğinde, siz de secde edin.” (Buhârî, Ezân, 74, 82)

41- İbn Mes’ûd (r.a) şöyle dedi: “Yarın Allah’a müslüman olarak kavuşmak isteyen kimse, şu namazlara ezan okunan yerde (camide cemaatle) kılsın. Şüphesiz Allah sizin peygamberinize hidayet yollarını açıklamıştır. Bu namazlar da hidayet yollarındandır. Şayet siz de cemaati terk edip namazı evinde kılan kişi gibi evinizde kılacak olursanız, peygamberinizin sünnetini terk etmiş olursunuz. Peygamberinizin sünnetini terk ederseniz saparsınız. Vallahi ben, nifakı bilinen bir münafıktan başka namazdan geri kalanımız olmadığını biliyorum. Allah’a yemin ederim ki, bir adam (hastalığı sebebiyle) iki kişi arasında sallanarak namaza getirilir ve safa durdurulurdu.” 

-Müslim’in bir rivayetinde İbn Mes’ûd şöyle demiştir: “Şüphesiz Resûlullah (s.a.v) bize hidayet yollarını öğretmiştir. İçinde ezan okunan mescidde namaz kılmak da hidayet yollarındandır”. (Müslim, Mesâcid 256-257. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Salât 46; Nesâî, İmâmet 50; İbni Mâce, Mesâcid 14)

Hazırlayan: Rifat Oral

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)